Ana sayfa > Yazarlar > Nur Yağmur ÇÖL Klinik Psikolog > Çocuğum Akran Zorbalığına Maruz Kalıyorsa Ne Yapmalıyım?

Çocuğum Akran Zorbalığına Maruz Kalıyorsa Ne Yapmalıyım?

Çocuğum Akran Zorbalığına Maruz Kalıyorsa Ne Yapmalıyım?

İlkokul Döneminde Aileler İçin Yol Haritası:

 İlkokul dönemi, çocuğun yalnızca akademik becerilerinin değil, sosyal ilişkilerinin de şekillendiği önemli bir dönemdir. Çocuk bu yıllarda arkadaşlık kurmayı, gruba dahil olmayı, anlaşmazlık yaşamayı ve ilişkilerindeki sınırları öğrenir. Ancak bazen bu ilişkiler çocuğun kendisini güvende hissetmediği bir noktaya gelebilir.

Dışlanmak, alay edilmek, sürekli küçümsenmek, tehdit edilmek, fiziksel olarak zarar görmek ya da bir grup tarafından sistematik biçimde hedef alınmak çocuğun okul deneyimini ciddi şekilde etkileyebilir.

Böyle bir durumda aile olarak ilk tepki çoğu zaman öfke, kaygı ve çaresizlik olur.

 “Çocuğuma bunu nasıl yaparlar?”
 “Okula gidip hemen konuşmalıyım.”
 “Çocuğum kendini neden savunamıyor?”
 “Benim çocuğumda bir sorun mu var?”

 Bu duygular oldukça anlaşılır. Ancak burada en önemli şey, çocuğun yaşadığı durum karşısında kendisini yalnız hissetmemesini sağlamaktır.

 Önce çocuğu dinleyin, hemen çözmeye çalışmayın

 Çocuğunuz size yaşadığı bir zorbalığı anlattığında ilk ihtiyacı çoğu zaman bir çözümden önce anlaşıldığını hissetmektir

 “Sen de karşılık verseydin.”
 “Neden öğretmenine söylemedin?”
 “Sen de onlara bir şey deseydin.”
 “Boş ver, çocuklar arasında olur böyle şeyler.”  

 gibi cümleler iyi niyetle söylenmiş olsa da çocuğun yaşadığı duygunun küçümsendiğini hissetmesine neden olabilir.

Bunun yerine:

 “Bunu benimle paylaştığın için çok iyi yaptın.”
 “Bunun seni üzmüş veya korkutmuş olabileceğini anlıyorum.”
 “Bu yaşadığın şey senin suçun değil.”
 “Bunu birlikte çözeceğiz.”

 mesajlarını vermek çok daha destekleyicidir.

 Çocuğun yardım istediğinde karşılık bulması, yalnızca yaşadığı olay açısından değil, gelecekte yardım arama davranışı açısından da önemlidir. Zorbalığı normal bir arkadaşlık problemi olarak görmeyin. Her çocuk arkadaşlarıyla zaman zaman tartışabilir, birbirine kızabilir veya anlaşmazlık yaşayabilir.

 Ancak her anlaşmazlık zorbalık değildir.

 Akran zorbalığında genellikle tekrarlayan zarar verme davranışı, güç dengesizliği ve hedef alınan çocuğun kendisini savunmakta zorlanması gibi özellikler görülür. Bu nedenle “Çocuklar arasında olur.” diyerek durumu normalleştirmek doğru değildir. Özellikle davranış tekrar ediyorsa, çocuk kendisini tehdit altında hissediyorsa, okula gitmek istemiyor veya okul sonrasında belirgin bir duygusal değişim yaşıyorsa durum ciddiyetle ele alınmalıdır.

 Çocuğunuzdan sürekli kendini savunmasını beklemeyin.

 Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuğa bütün sorumluluğu vermektir.

 “Sen de ona karşılık ver.”
 “Ezdirme kendini.”
 “Bir daha sana yaparsa sen de vur.”

 Oysa zorbalık yaşayan çocuğun temel sorumluluğu zorbalığı tek başına çözmek değildir. Çocuğa kendisini ifade etme, sınır koyma ve yardım isteme becerileri öğretilebilir.

 Örneğin:

 “Bunu yapmanı istemiyorum.”
 “Benimle böyle konuşma.”
 “Bu davranışından rahatsız oldum.”

 diyebilmesi desteklenebilir.

 Ancak özellikle fiziksel tehdit veya ciddi zorbalık söz konusu olduğunda çocuğu tek başına mücadele etmeye zorlamak yerine yetişkinlerin sorumluluk alması gerekir.

Okulla iş birliği yapın:  

 Zorbalık yalnızca çocuğun ve ailesinin çözmesi gereken bir problem değildir. Okulun da sürecin bir parçası olması gerekir. Öğretmenle ve gerekli durumlarda okul yönetimiyle sakin, somut ve iş birliğine açık bir iletişim kurulmalıdır.

 Burada amaç yalnızca “Kim yaptı?” sorusuna cevap bulmak değil; çocuğun okul ortamında kendisini güvende hissedebilmesini sağlamaktır. Yaşanan olaylar mümkün olduğunca somut şekilde aktarılmalı; çocuğun hangi durumlarda, nerede ve ne sıklıkta zorbalığa maruz kaldığı değerlendirilmelidir.

 Çocuğun yanında okul ve diğer çocuklarla ilgili öfkeyle yapılan konuşmalar konusunda da dikkatli olmak gerekir. Çünkü çocuk, ailesinin yaşadığı öfkeyi gördükçe kendi yaşadığı olayla ilgili daha fazla kaygılanabilir.

Çocuğun “Bende bir sorun mu var?” duygusunu fark edin

Zorbalığın çocuk üzerindeki en önemli etkilerinden biri yalnızca yaşanan olayın kendisi değildir.

Çocuk zamanla:

 “Ben neden sevilmiyorum?”
 “Benimle neden dalga geçiyorlar?”
 “Demek ki bende bir problem var.”
 “Kimse benimle arkadaş olmak istemiyor.” gibi düşünceler geliştirebilir.

 Bu nedenle aile olarak çocuğun değerini yalnızca arkadaş grubundaki konumuyla tanımlamamak önemlidir.

 Çocuğa sürekli “Sen çok özelsin.” demek kadar, onun sosyal deneyimlerini görmezden gelmemek de önemlidir. Onu dinlemek, güçlü olduğu alanları desteklemek, farklı sosyal ortamlar oluşturmak ve güven duyduğu ilişkileri güçlendirmek çocuğun özsaygısının yeniden desteklenmesine yardımcı olabilir.

 Çocuğun davranışlarındaki değişiklikleri takip edin
 Çocuklar yaşadıkları zorlayıcı deneyimleri her zaman doğrudan anlatamayabilir.

Bu nedenle ailelerin davranış değişikliklerine dikkat etmesi önemlidir.

 Okula gitmek istememe, sabahları yoğun kaygı, içe kapanma, öfke artışı, uyku veya iştah değişiklikleri, ders başarısında düşüş, arkadaşlarından uzaklaşma, sık karın veya baş ağrısı gibi belirtiler çocuğun yaşadığı stresin dışa yansımaları olabilir.

 Bu belirtiler tek başına zorbalık olduğu anlamına gelmez. Ancak özellikle okul yaşantısıyla birlikte ortaya çıkıyor veya devam ediyorsa dikkatle değerlendirilmelidir.

 Çocuğun yaşadığı durumun etkileri belirginleşiyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından veya psikologdan destek almak sürecin sağlıklı yönetilmesine yardımcı olabilir.

En önemlisi: Çocuğunuzun yanında olduğunuzu hissettirin

Zorbalık yaşayan bir çocuk için belki de en önemli mesaj şudur: 

“Bunu tek başına çözmek zorunda değilsin.”

 Çocuğun her yaşadığı problemi onun yerine çözmek de doğru değildir. Ancak çocuğun yaşadığı problem karşısında yalnız bırakılmaması gerekir. Aile olarak görevimiz çocuğun yerine mücadele etmek değil; gerektiğinde onun adına yetişkin sorumluluğunu almak, ona nasıl yardım isteyebileceğini öğretmek ve yaşadığı şeyin onun değerini belirlemediğini hatırlatmaktır. Çünkü çocukluk döneminde yaşanan akran ilişkileri, çocuğun kendisiyle ilgili algısını etkileyebilir.

Bu nedenle zorbalık karşısında hedefimiz yalnızca “zorbalığı durdurmak” olmamalı.

Aynı zamanda çocuğa şunu da hissettirmeliyiz:

 Sen değerlisin. 
 Yaşadığın şey senin suçun değil. 
 Kendini korumak için yardım istemen güçsüzlük değil. 
 Bu süreçte yalnız değilsin.”

Çünkü bir çocuğu zorbalıktan korumak yalnızca onu o anki davranıştan uzaklaştırmak değildir.

Kendisine, ilişkilerine ve dünyaya duyduğu güveni korumaya da yardımcı olmaktır.

Nur Yağmur ÇÖL
Klinik Psikolog